Buradasınız: Ana sayfa - Köpekler Hakkında - KÖPEK DÖVÜŞLERİNİN TARİHİ Köpek dövüşleri Köpekler Köpek kavgaları hakkında bilgi

KÖPEK DÖVÜŞLERİNİN TARİHİ Köpek dövüşleri Köpekler Köpek kavgaları hakkında bilgi

KÖPEK DÖVÜŞLERİNİN TARİHİ Köpek dövüşleri Köpekler Köpek kavgaları hakkında bilgi

www.kopekburada.org ASLA kopek dövüşlerini DESTEKLEMEZ. Aksine Bu türde yapılan köpek dövüşlerine karşı Çıkmaktadır

dogfight 2 250x173 KÖPEK DÖVÜŞLERİNİN TARİHİ Köpek dövüşleri Köpekler Köpek kavgaları hakkında bilgi

 

Asya bugünkü mastif tipi köpeklerin ilk defa ortaya çıktığı kıtadır. Mastif tipi köpekler koruma ve savaş köpeği olarak kullanılan güçlü ve dayanıklı köpeklerdi. MÖ 6. yüzyılda Fenikeli tüccarlar Antik Yunanda  Mollosus  denen bu cesur ve sert köpeklerden bazılarını İngiltere’ye götürdüler. Bu köpekler ada üzerindeki bugünkü mastif tipi köpeklerin ataları oldular.

Yüzyıllar sonra Romalılar İngiltere’yi istila ettiğinde sahiplerinin yanı başında cesurca savaşan bu adalı köpeklerden çok etkilendiler ve İtalya’ya bu dövüşken köpeklerin seçilmiş örnekleriyle döndüler. İngilizlerin  Pugnaces  adını verdiği bu köpekler Romaların istila ettikleri diğer Avrupa ülkelerinde de tanınıp hayranlık kazandı.

Bu savaşçı köpekler aynı zamanda kanlı Roma sirklerinde diğer vahşi hayvanlar, kendi türleri ve zırhlı adamlarla dövüştürülüyordu. MS 395 yıllarında Symmachus, bu köpeklerden boğa dövüşlerinde de kullanıldıkları için bulldog (boğa köpeği) diye bahsetmektedir.

Bulldoglar tarih sahnesine ilk çıktıklarında bu günkü torunlarından çok daha farklı bir görünüm sergiliyordu.

Antik çağlarda bildiğimiz köpek ırkları bulunmamaktaydı. Köpekler kullanıldıkları görevlere göre adlandırılıyordu. Örneğin İngiltere’ de tüm iri bekçi köpeklerine mastif; porsuk ya da tilki gibi hayvanların peşinden toprak (terra) altındaki inlere girebilecek kadar küçük, cesur ve atik köpeklere terrier denmekteydi.

Ünlü İngiliz köpek ırkları tarihçisi George R.Jesse, Bulldog’ un daha küçük ve çevik basık burunlu köpekler elde etmek için mastifler arasındaki seçici üretimden elde edildiğini yazmaktadır. Böylece köpeğin ısırdığı zaman bile nefes alabilmesi mümkün olmaktaydı.

Geçmişin vahşi bulldogları bugünün sakin yaradılışlı çağdaşlarından çok farklıydı. Eski bulldogların daha uzun çeneleri ve bacakları vardı. Daha uzun boylu ve çeviktiler. Bazılarının uzun ve düz kuyrukları bile vardı.

 

1800’lü yıllara gelindiğinde bu tür kanlı sporlar eski İngiltere’nin günlük yaşamının birer parçası haline gelmişti. Wednesbury/Staffordshire’da “Old Sal” adındaki dişi Bulldog yavruladığında kilisenin çanları çalınmıştı. Madencilerin yaşadığı bölgelerde bir Bulldog doğumda ölecek olursa yavrular kadınlar tarafından emzirilerek büyütülüyordu.

Boğa –köpek dövüşleri ve diğer kanlı sporlar sadece işçi sınıfı için değil, saray çevresi için de ciddiye alınan bir eğlence biçimi olmuştu. 1559’da Fransız büyükelçisi İngiltere’yi ziyaret ettiğinde Kraliçe Elizabeth  köpeklerin boğa ve ayılarla kapıştırıldığı gösteri düzenlettirmişti. Çeyrek yüzyıl sonra benzer bir gösteri de bu sefer Danimarka büyükelçisi için düzenlenecekti.

Kral I. James de İspanya büyükelçisini eğlendirme de Kraliçe Elizabeth geleneğini izledi. Köpek dövüşlerine bilinen ilk sınırlama 1618 yılında yine Kral I. James’den geldi. Dini nedenlerden dolayı dövüşleri Pazar günleri yasakladı.

Kral I. James, dövüşlerin organizasyonunu özellikle Christopher Marlowe oyunlarında başarılı bir aktör olan Edward Alleyn’e verdi. Alleyn dövüşlerden kazandığı paralarla daha sonra Dulwich College’i kurduBu gün İngiltere nin Birmingham ve Dorchester gibi şehirlerinde hala boğa-köpek dövüşlerini hatırlatan cadde isimleri bulunmaktadır. Aslında bu dövüşler o kadar kabul görmüştür ki boğaların köpeklerle dövüştürülmeden kasaplarca kesilip satılmaları bazı şehirlerde yasaklanmıştır. Bunun arkasında yatan neden boğaların köpeklerce ısırıldığında daha besleyici ve yumuşak ete sahip olacağı inancıdır.

1661 de George Staverton adındaki bir beyefendinin yılda bir kez eti satılarak kimsesiz çocuklara kıyafet alınması karşılığında dövüşlere bir boğa bağışlaması bu kanlı alışkanlığın toplumca ne derece kabul gördüğünün diğer bir göstergesidir. Bu Wokingham geleneği 1823’ e kadar sürmüştür.

Dövüş öncesinde boğa yere çakılı bir kazığa boynuzları ya da boynundan bağlanarak üzerine bir, hatta bazen bir kaç köpek salınıyordu. Kasaplarca kesilmeden önce saatlerce bu şekilde işkence ediliyorlardı. Köpeğin boğa ile yüz yüze karşılaşması ve onu hassas burnundan yakalayarak hareketsiz bırakması gerekiyordu. Bir kaç köpek tarafından saldırıya uğrayan boğa bazen korku ile yere yatıyor; fakat altına ateş tutularak ayağa kalkmaya zorlanıyordu. 1801 de Burry St.Edmonds ‘da bir boğanın toynakları kesilerek kanlı bacakları üzerinde kendini savunmaya zorlanmıştır. Bir tarihçi bunu belgelemesine rağmen bu tür sahnelerin kaç defa tekrarlandığı bilinmemektedir.

Bulldog sahipleri için bu dövüşler ciddi bir rekabet havasında geçmekteydi. Boğada şanslarını denemek içi para yatırmaları gerekiyordu ve boğayı hareketsiz bırakan köpek ödül kazanıyordu. Boğalar köpekleri 3-4 metre havaya fırlatıyor ve köpeklerin sahipleri düşüş hızlarını kesmek için omuzlarıyla hemen kenarda hazır bekliyordu. Pek çok kere boğanın boynuzlarına kendilerinin de hedef olduğu oluyordu. İç Bulldoglarını yine en atik ve ateşli Terrierlerle çiftleştirmeye başladılar. Bu melezlemeler köpeklerin boyutlarını azaltıp onları daha çevik ve etkili kılarken, güçlerini kaybetmeksizin dövüşkenliklerini daha da arttırmayı başardı. Bu köpeklere “Bull ve Terrier” ya da “Yarı Yarıya” gibi isimler veriliyordu. Bu köpekler görünüm olarak tamamen melez özellikler sergilemekteydi. Melezlemelerde sadece en iyi dövüş potansiyeli gösteren terrier ve Bulldoglar çiftleştirildiğinden henüz ortada bildiğimiz safkan Bull ırkları (İngiliz Bull Terrier, Staffordshire Bull Terrier, Amerikan Pit Bull Terrier/Amerikan Staffordshire Terrier ya da Boston Terrier) yoktu.

1850’lerden önce bir “Bull ve Terrier” nadiren bir diğerine benziyordu. Zamanla birbirleriyle çiftleştirilmeye başlanmasıyla daha belirgin bir ırk halini aldılar. Yine de 19.yüzyıl kitaplarına bakıldığında Bulldog’un “Bull ve Terrier” mi yoksa gerçek “bulldog”un karşılığı mı olduğunu anlamak güçtür. Çoğu Bull ırkı o dönemlerde yeni yeni ortaya çıkıyordu ve hangisinin hangisi olduğunu anlamak gerçekten de zordu.

1860’dan sonra İngiltere’nin maden ve çömlekçi şehirlerinde yaşam kalitesi yükseldikçe köpek dövüşlerine ilgi tamamen kaybolmasa da azalmaya başladı. Aynı dönemlerde “Tazı Yarışları” popüler olmaya başlamış ve Whippetların hızla yıldızı parlamıştı. İşin ilginç yanı yumuşak huyluluğu ve sürati ile tanınan Whippet’ın üreticileri de yine aynı insanlardı.

Yazılı tarih, bir kasap ve onun kararlı Buldog’ unun tüyler ürpertici hikayesini bugünlere taşımıştır. Kasap, köpeğini boğa ile dövüştürmek için alana salar. Hemen yanında köpeğin yavruları da bulunmaktadır. Bulldog boğanın burnundan yakaladığında kasap keskin bıçağıyla köpekte derin yaralar açmaya, yavaş yavaş kollarını ve bacaklarını gövdesinden ayırmaya başlar. Kan kaybından ölen köpek yine de ısırdığı yeri bırakmaz. Cesaretini kanıtladığından yavruları kasap tarafından hemen oracıkta büyük paralara satılır.

 

İngiltere de tüm kanlı sporların yasaklanması 1835 i bulur. Köpek dövüşleri daha önce de yapılmasına rağmen daha çok ana gösteriden önce bir tür ısınma aktivitesi olarak görülmekteydi. Bu tür kanlı sporlar yasaklandıktan sonra boğa, ayı hatta aslanlarla yapılan dövüşler tarihe karışmak zorunda kaldı. Köpek dövüşleri ise gizlice bir birahanenin arka odalarından birinde ya da kilerlerde yapıldığından uzun süre hasır altında devam etti.

1835 öncesi dövüşler öylesine organize olmuştu ki, kuralları belirlenmiş; hatta köpekler için özel egzersiz programları bile hazırlanmıştı. 1825 de The Sporting Magazine dergisinde Westminister da düzenlenen dövüşler hakkında makaleler yayınlanır olmuştu.

Karşılaşmaların amacı kazanmanın gururundan çok, para kazanmaktı. Yaşam koşullarını biraz olsun geliştirmek isteyen yoksul insanlar için bu bulunmaz bir fırsattı. Örneğin, İngiltere’ nin Stafforshire şehrinde madenlerde çalışan işçiler en tehlikeli bölgelerde kimlerin çalışacağını belirlemek için mesai başlangıcında aralarında kura çekiyorlardı. Tavan çökmesi, gaz kaçağı, makinelerde bozulmadan kaynaklanan sık ölümler yaşamı bir kumara çevirmişti. En kötüsü de bazen tehlikeli bir iş bile bulunmuyordu. 1800-1850 yılları arasında İngiltere deki ekonomik buhranda pek çok kişi açlıktan ölmekteydi. Buhran yılları sırasında hızlı endüstriyel büyüme şehirlerde nüfus patlamasına neden olurken yaşam kalitesini neredeyse sıfıra düşürmüştü. Bu, çocukların okullardan alınıp günde 12 saatten fazla çalışmak zorunda bırakıldıkları yıllardı.

Büyük İngiliz şehirlerinde yaşam koşulları gelişme gösterdikçe daha az insan köpek dövüşlerine ilgi göstermeye başladı. Kuzeye doğru endüstri ve maden şehirlerinde koşullar daha yavaş iyileştiğinden bu kanlı spora ilgi uzun süre devam etti. Yaşamlarıyla kumar oynayan bu insanlar köpeklerinin sağlığını düşünmekten doğal olarak uzaktılar. Para onlar için yiyecek demekti.

 

 

Çocuklarıyla madenlerde yan yana çalışan bu insanlar için köpek dövüşleri nasıl zalimce ve insanlık dışı gelebilirdi?

1800’lerde bazı Bulldog üreticileri daha sert ve çevik köpekler üretmek umuduyla yeni şeyler denemeye başladı. En güçlü ve vahşi Bulldoglarını yine en atik ve ateşli Terrierlerle çiftleştirmeye başladılar. Bu melezlemeler köpeklerin boyutlarını azaltıp onları daha çevik ve etkili kılarken, güçlerini kaybetmeksizin dövüşkenliklerini daha da arttırmayı başardı. Bu köpeklere “Bull ve Terrier” ya da “Yarı Yarıya” gibi isimler veriliyordu. Bu köpekler görünüm olarak tamamen melez özellikler sergilemekteydi. Melezlemelerde sadece en iyi dövüş potansiyeli gösteren terrier ve Bulldoglar çiftleştirildiğinden henüz ortada bildiğimiz safkan Bull ırkları (İngiliz Bull Terrier, Staffordshire Bull Terrier, Amerikan Pit Bull Terrier/Amerikan Staffordshire Terrier ya da Boston Terrier) yoktu.

1850’lerden önce bir “Bull ve Terrier” nadiren bir diğerine benziyordu. Zamanla birbirleriyle çiftleştirilmeye başlanmasıyla daha belirgin bir ırk halini aldılar. Yine de 19.yüzyıl kitaplarına bakıldığında Bulldog’un “Bull ve Terrier” mi yoksa gerçek “bulldog”un karşılığı mı olduğunu anlamak güçtür. Çoğu Bull ırkı o dönemlerde yeni yeni ortaya çıkıyordu ve hangisinin hangisi olduğunu anlamak gerçekten de zordu.

1860’dan sonra İngiltere’nin maden ve çömlekçi şehirlerinde yaşam kalitesi yükseldikçe köpek dövüşlerine ilgi tamamen kaybolmasa da azalmaya başladı. Aynı dönemlerde “Tazı Yarışları” popüler olmaya başlamış ve Whippetların hızla yıldızı parlamıştı. İşin ilginç yanı yumuşak huyluluğu ve sürati ile tanınan Whippet’ın üreticileri de yine aynı insanlardı.

Popüler inanca ve medyaya rağmen köpek dövüşçüleri Bull ve Terrier ırklarını ne insana karşı saldırgan olacak şekilde üretmiş, ne de eğitmiştir. Sağı solu belli olmayacak bir köpekle aynı atmosferde çalışmak zorunda olduğunuzu düşünün bir kere.

Geleneksel bir köpek dövüşü küçük kare bir alanda köpeklerin sahipleri ve bir hakem olmak üzere üç kişinin bulunduğu bir arenada gerçekleşirdi. Dövüş öncesi köpeklerin kiloları belirlendikten sonra her köpek rakip köpeğin sahibi tarafından derisine diğer köpeğin ısırmak istemeyeceği bir madde ya da zehir sürülme riskine karşı yıkanır ve havluyla kurulanırdı. Kaç dövüşçü, rakibinin insana saldıran köpeğini dövüş öncesi yıkamayı kabul ederdi? Eğer her an parmaklarını kaybedebileceklerine inansalardı kaç kişi o küçücük alanda hakemlik yapmak isterdi?

Aslında, dövüşte sürekli elle müdahale edildiklerinden dövüş köpeklerinin insanlarla dost canlısı, dengeli ve güvenilir olmaları gerekiyordu. Boğa-köpek dövüşleri döneminde boğa köpeği metrelerce havaya fırlattığında sahipleri köpeklerinin hızını omuzlarıyla kesiyordu. Ne kadar kızgın ve acı içinde olsalar da hiç bir köpek öfkesini insana yöneltmeden tekrar rakibine saldırmaya devam ediyordu.

Bu gün doğru şekilde üretilmiş Bull ve Terrier ırkları insanların yanındayken neşeli ve dışa dönük bir karakter sergiler. Irka yeni olanlar köpeklerinin yabancılarla biraz fazla dost canlısı olmalarından şikayet edebilir. Fark, köpek gerçek tehlikeyi hissettiğinde ortaya çıkacaktır. Bu köpekler eğitim almadan da doğal olarak ailesini koruyacak güdülerle donatılmışlardır. Kendine sonsuz güven onu her ortamda sakin hatta oyunbaz kılmaktadır. Bu nedenle yavrular insana saldırmaya cesaretlendirilmemelidir.

İngiltere’deki ilk ”Bull ve Terrier” kayıtları en sıkı dövüşen köpeklerin sık sık sahip değiştirdiğini göstermektedir. Bu nedenle bu köpekler oldukça kolay adapte olabilen hayvanlardır. Doğru bakım sağlandığında bir evden diğer eve kolaylıkla geçebilirler.

Bull ve terrier ırklarının çok yüksek acı eşikleri vardır. Çoğu ciddi bir hastalığı olmadığı sürece acısını belli etmez. Bu gün bu özellikleri çocuklu aileler ve sakatlar için onları ideal köpekler yapmaktadır. Tekerlekli sandalye ile kazara bir çarpma ya da bir çocuğun biraz aşırı sevgi gösterisi bu ırklarca hoşgörüyle karşılanır.

Bir önceki yazımız olan Pul Koleksiyoncularına Özel Köpek Pulları Hakkında Bilgi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Did you like this? Share it:


KÖPEK DÖVÜŞLERİNİN TARİHİ Köpek dövüşleri Köpekler Köpek kavgaları hakkında bilgi için yapılan yorumlar : 2 Yorum yapıldı


  1. 1 Sinirliyim  yorumladı. 15:42 - 27 / 05 / 2010:

    valla pitbullu da rottuda sevmem arkadaş sitenizde bu köpekleri düzgün diye tanıtmayın katil köpekler bunlar sevmem köpeğini zaten hoşlanmam

  2. 2 admin  yorumladı. 11:07 - 28 / 05 / 2010:

    Merhaba Sitemiz köpek dövüşleri her zaman karşı çıkmıştır. Bu nedenle Hangi ırk köpek olursa olsun İyi bir eğitim aldığında kesinlikle Saldırgan olmaz.
    Onları saldırgan yapan sadece BİZ İNSANLARIZ…. Bu nedenle bu sitede sadece gerekli bilinmesi gereken konular açılarak sizlere bilgi verilmektedir.


Yorum yapın