|
|
|
Favorilerinize ekleyin!
Aradıgınızı Bulamadıysanız Bize Bildirin Buraya Tıklayın Sorunuzu Dile GetirinKÖPEK BESLENME PROGRAMI 1
Yazıyı Google da Ara
Yazı Hakkında KÖPEK BESLENME PROGRAMI 1 Köpek Satış Köpekler Hakkında Tüm Bilgiler üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'KÖPEK BESLENME PROGRAMI 1' isimli yazı admin tarafından gönderilmiş.
KÖPEK BESLENME PROGRAMI Derleyen: PRO PAC Superpremium Pet Food Midwestern Pet Foods, Inc. Evansville, Indiana USA propacpetfood.com İçerik: Vincent.Biourge Ve Claudia A. Kirk FacultySchool of Veterinary Medicine University of California, Davis Harper Collins, Publishers Sürekli değişen dünyada beslenmeye ilişkin gelişmelere ayak uydurmak, sizin gibi teknik ve evcil hayvan eğitim uzmanları için giderek önem kazanmaktadır. Bu nedenle PRO PAC’taki uzmanlar Evcil Hayvan Beslenme Serisini geliştirmişlerdir. Evcil hayvan beslenmesi hakkındaki mevcut bilgilerinizden yararlanmak ve zamanınızı verimli şekilde kullanmanızı sağlarken evcil hayvan beslenmesi ve ilgili konular hakkında sizi bilgilendirmeye yardımcı olmak için üstün hayvan beslenme uzmanları tarafından yazılan ve tasarlanan benzersiz programlar serisidir. Köpek Beslenme Programı belirli bir biçimde, köpek beslenmesindeki temel kavramları okunması kolay, kısa ve profesyonel bir şekilde özetler. Hayvan eğitim uzmanı olarak, köpeklere ve sahiplerine sağlayabileceğiniz profesyonel desteği arttırmak amacıyla köpek beslenmesi hakkındaki genel bilginizi geliştirmek üzere sizin için ideal bir programdır. Köpek Beslenme Kitapçığı aşağıdaki bölümleri içerir: I. Köpek Beslenmesine İlişkin Gereksinimler II.Köpekleri Besleme III. Beslenme Kaynaklı Hastalıklar IV. Köpek Beslenme Testi Her bölüm, UC Davis, School of Veterinary Medicine’daki (UC Davis Veterinerlik Okulu) baş beslenme uzmanları tarafından yazılmıştır. İlk üç bölümü incelemenizin ardından bu kitapçıkta içerilen maddeler hakkında test edilme imkanına sahip olacaksınız. İsterseniz, değerlendirme için testi PRO PAC temsilcinize gönderebilirsiniz. Üç veya daha az yanlışlı geçme derecesi, sizi PRO PAC Köpek Beslenme Uzmanı tayin eder. Bu sıfatla, başarınızı onaylayan bir sertifika ve sizi Köpek Beslenme Uzmanı olarak tanıtacak ve isminizin yazılı olduğu bir künye alacaksınız. Aynı zamanda evcil hayvan beslenmesiyle ilgili eğitiminize devam etmenizi sağlayacak ilerideki PRO PAC Evcil Hayvan Beslenme Kursları hakkında bilgi alma imkanı da sunulacaktır. Bizler PRO PAC’ta evcil hayvan beslenmesi alanına bağlılığınızı takdir ediyoruz. Hem kediler hem de köpekler memeli cins etoburlardır – etobur veya et yiyen. Bu nedenle bu iki cinsin benzer beslenme gereksinimlerini paylaştıklarını varsaymaya yönelik genel bir eğilim bulunmaktadır. Çeşitli anatomik, metabolik ve davranış farklarından dolayı köpeklerin daha düşük protein gereksinimleri, etkili karbonhidrat (örn., nişasta, şeker) kullanımı ve bitkilerde bulunan öncü maddeden birçok temel besin maddesini sentezleme yeteneğinde daha belirgindir. Bu nedenle, köpeklerin pratik bir yaklaşım ile hem ot hem et yiyen oldukları; yani bitki ve hayvansal doku karışımıyla yaşayabildikleri kabul edilmelidir. Mide kapasiteleri, çoğu yetişkin köpeğin gereken günlük mama alımını tek bir öğünde yemelerine izin verir. Daha yüksek enerji gereksinimlerine sahip köpeklerin (yavru köpekler, hamile ve emziren dişi köpekler ve aktif olarak çalışan köpekler) ve şişkinliğe (gastrik dilatasyon-volvülüs olarak da adlandırılan mide şişkinliği) eğilimi olan büyük ırk köpeklerin gün içinde birkaç öğün (iki ile dört arası) beslenmeleri önerilir. Kedilerin besin seçiminden çok az farklı olmasına rağmen, köpekler aşağıdaki tercihler dahil doğuştan çeşitli mama tercihlerine sahiptirler: Et olmayan besinlerin üstüne et Kuru mamanın üstüne konserve veya yarı yaş mama Bilinen mamaların üstüne yeni mamalar Şeker Köpekler, büyüklük (1-3 kg ağırlığa sahip Chihuahua’ya karşı bir Saint Bernard Köpeği 70-80 kg ağırlığa sahiptir) ve günlük aktivite (bir ev hayvanına karşı kızak çeken bir köpek) bakımından çeşitli ırklar içinde farklılıklar gösterirler. Bu farklılıklar, enerji ve besin maddesi gereksinimleri açısından önemli değişimlere dönüştürülürler. Bir köpeğin besinsel gereksinimlerini karşılamadaki genel amaçlar, ideal sağlık ve uzatılan yaşam süresidir. Bunların ölçülmesi zor olsa da bu zorluk, genel beslenme konusunu kuşatan bazı sorunları ve anlaşmazlıkları açıklar. Köpeğin normal besin ihtiyaçları su, enerji (karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerden elde edilen), amino asitler (yapıcı protein blokları içeren nitrojen), glikoz (kan şekeri), prekürsörler (karbonhidrat ve proteinde bulunan), yağ asitleri (yağdan), mineraller ve vitaminleri içerir. Bu bileşiklere toplu olarak besin maddeleri denir. (Havadaki oksijen genellikle bir besin maddesi olarak kabul edilmez; ancak, vücudun besin maddelerinden yararlanması için gereklidir.) Çoğu bilinen mamalar, bu besin maddelerinin kompleks karışımının ürünüdür. Köpeklerin minimum temel besin gereksinimleri ve besin maddesi izinleri, Ulusal Araştırma Konseyi’nin (National Research Council – NRC) köpek beslenmesiyle ilgili alt komitesi ve Amerikan Gıda Kontrol Memurları Birliği’nin (American Association of Feed Control Officers – AAFCO) hayvan maması komitesi tarafından belirlenmiştir. Bu standartlar, köpek mamaları formüle edilirken hayvan maması üreticileri tarafından kılavuz ilkeler olarak kullanılırlar. SU Yetişkin bir köpeğin vücudu yaklaşık %60 sudan oluşur; bu değer, yavru köpeklerdekinden bile daha yüksektir. Su, hücrelerin çalışması için zorunludur ve beslenmenin temel bileşenidir. Su yoksunluğu, açlıktan daha hızlı şekilde ölüme yol açar. Köpekler suyu yalnızca içerek değil yenilen yağ, karbonhidrat ve proteinlerin parçalanmasıyla da elde ederler. İdrar, dışkı, emzirme, solunum ve soluma ile su kaybedilir. Sıcak hava, zorlu egzersiz veya hastalık (örn., ishal, kusma, böbrek hastalığı) sırasında aşırı kayıplar meydana gelebilir. Aynı zamanda artan tuz tüketimi de su gereksinimlerini arttırır. Vücudun su miktarı, dikkat çekecek derecede sabittir, susuzluğun etkili nedeni olan dehidrasyon (vücut suyu kaybı) yapar. Köpekler bu nedenle her zaman tatlı, temiz suya erişmelidirler. ENERJİ Köpekler, tüm hücresel işlevler (örn., kas kasılması, hücre membranlarından madde geçişi, hücre bütünlüğünün korunması, sentez ve moleküllerin parçalanması, vs.) için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Köpekler bu enerjiyi yenilen mamanın işlenmesinden sağlanan kimyasal enerji olarak elde ederler. Bunun gerçekleştirilmesini sağlayan mekanizma isteğe bağlı olarak dört aşamaya ayrılabilir: Büyük moleküller (proteinler, karbonhidratlar, yağlar), gastrointestinal sistemde daha küçük moleküllere (amino asitler, glikoz, yağ asitleri) parçalandığında oluşan Sindirim, Bu küçük moleküllerin bağırsaktan ayrı hücrelere taşındığı Emilme, Hücreler (beyin hücreleri, böbreklerin bir bölümü dahil bazı hücreler kırmızı kan hücreleridir, ATP üretmek için yalnızca glikoz yakabilirler) tarafından kullanılan glikoz, amino asit ve yağ asitlerinin “yakılması” olan Oksidasyon; Belirli hücre işlevleri için hücresel mekanizma tarafından ATP tüketimini simgeleyen Enerji tüketimi. Aşırı enerji (yani mama) yendiğinde fazla amino asit, glikoz ve yağ asitleri daha sonra kullanım için glikojen (kompleks bir karbonhidrat olan hayvansal nişasta) veya yağ olarak depolanır. Aşırı beslemeyle gibi aşırı enerji alımı kronik hale gelirse, vücut yağının artması obeziteye neden olacaktır. Mamalardan elde edilen enerji, kalori olarak bilinen birimlerle belirtilebilir. Kalori (cal olarak kısaltılır), 1 gram suyun sıcaklığını 1 derece Celsius (santigrat) yükseltmek için gereken enerji miktarı olarak tanımlanır. Bu enerji miktarı çok küçük olduğu için beslenme uzmanları, kilokalori (kcal olarak kısaltılır) terimini kullanmayı tercih ederler; aynı zamanda 1000 kaloriyi simgeleyen, büyük “C” harfi ile gösterilen Kalori olarak da bilinir. Kilokalori veya Kalori, çoğu okuyucu tarafından bilinendir. (dünyada kullanılan farklı enerji birimi sistemlerini standartlaştırmak için enerji aynı zamanda 1kcal’nin 4.184 kJ’e eşit olduğu jul (J) veya kilojul (kJ) ile de gösterilebilir.) Hiçbir hayvan, mamasındaki enerjinin tamamını kullanamaz. Köpeklerde, kullanılmayan enerjinin çoğu dışkı ve idrarla kaybedilir. Besinin brüt enerjisi (GE), tamamen yanması ile üretilen enerji miktarıdır. GE ile idrar ve dışkıyla kaybedilen enerji arasındaki fark metabolize edilebilir enerjidir (ME). MER = 132 x (vücut ağırlığı)0.75 Vücut ağırlığı (kg) AŞAĞIDAKİ DENKLEM KULLANILARAK 4.53 KG BİR KÖPEĞİN BAKIM ENERJİ GEREKSİNİMİNİN HESAPLANMASI MER (kcal) = 132 x (kg olarak vücut ağırlığı)0.75 Adım 1: Metabolik vücut ağırlığının saptanması (kg0.75) 4.530.75 = 3.11 Adım 2: MER’in saptanması MER = 132 x 3.11 = 410 kcal metabolize edilebilir enerji (ME) ME, sonunda kullanım amaçlı köpekte bulunan enerjiyi simgeler. Hayvan maması üreticileri tarafından dağıtılan veterinerlikle ilgili metinlerde ve broşürlerde besinlerin enerji içeriği ve köpeklerin enerji gereksinimleri genellikle ME olarak ifade edilir. Bakım enerji gereksinimi (MER), ideal ortam ısısındaki termonötral ortamda orta derecede hareketli bir köpek tarafından kullanılan enerji miktarıdır.Büyümeyi, hamileliği veya emzirmeyi desteklemek için değil vücut ağırlığını korumak için yeterli miktarda mama ediniminde ve kullanımında tüketilen enerji miktarını simgeler. Köpek cinslerindeki aşırı çeşitlilik nedeniyle toplam MER farklı ırklar içinde oldukça değişir. MER ve vücut ağırlığı arasındaki ilişki, üssel bir eğri ile ifade edilir. Eğriyi en iyi simgeleyen denklem hala tartışma konusudur, ancak en yaygın olarak kullanılanlarından biri aşağıdaki gibidir: MER = 132 x (vücut ağırlığı)0.75, buradaki MER kcal olarak ve vücut ağırlığı kilogram (kg) olarak ifade edilir. Bazı köpekler bu eğriden elde edilen miktardan daha fazla veya daha az kaloriye ihtiyaç duyabildikleri için (benzer büyüklükteki köpekler içinde geniş MER çeşitliliklerden dolayı), MER’in %75 ve %125’ini simgeleyen eğriler de gösterilir. Hesaplanan MER’in gereken enerjiyi yalnızca tahmini olarak simgelediğini unutmamak önemlidir; enerji alımı her zaman vücut ağırlığını korumak üzere ayarlanmalıdır. PROTEİNLER Diyetsel proteinler, amino asit ve nitrojen kaynağı görevi görürler. Amino asitler hormonları, enzimleri, vücut salgılarını ve çeşitli diğer vücut proteinlerini sentezlemek için kullanılırlar. Beslenme uzmanları amino asitleri iki kategoriye ayırır: temel amino asitler (hayvan tarafından yeterli miktarda sentezlenemeyen ve besinde sağlanması gerekenler) ve zorunlu olmayan amino asitler (besinde bulunan kaynak veya nitrojen (yani, diğer amino asitler) olarak uzun süre hayvan tarafından sentezlenebilenler). Köpekler için temel amino asitler arginin, histidin, izolösin, lösin, lizin, metiyonin, fenilalalin, treonin, triptofan ve valindir. Yumurta proteini gibi ideal oranlarda temel amino asitleri sağlayan proteinlerin yüksek kalitede oldukları kabul edilir. Bir veya daha fazla temel amino asitte yetersiz olan proteinlerin (örn., lizindeki buğday proteini yetersizdir) kalitesiz oldukları kabul edilir. Proteinde yetersiz miktarda bulunan bir amino asidin sınırlayıcı olduğu kabul edilir. Bir proteinin kalitesi, sınırlayıcı amino asitle tamamlanarak (yani buğday proteinine lizin ekleyerek) veya aşırı derecede sınırlayıcı amino asit içeren bir protein ekleyerek arttırılabilir. Proteinde yeterli miktarda amino asit bulunabilmesine rağmen, proteinin sindirilmesi güç ise amino asit proteinde “engellenmiş” ve dışkıda kaybedilmiş olabilir. Düşük protein sindirilebilirliği (sindirim kolaylığı), ayrı amino asit ihtiyaçlarını karşılamak için bu proteinin daha fazlasını gerektirecektir. Genel bir kural olarak, hayvanlardan elde edilen proteinler, bitkilerden elde edilen proteinlerden daha kolay sindirilebilirler. Proteinlerin sentezi için hücreler tüm amino asitlerin aynı anda bulunmasını gerektirir. Yalnızca bir amino asit eksik olsa bile protein sentezi duracaktır ve bulunan amino asitler bunun yerine katabolize edileceklerdir (parçalanacaklardır). Söz konusu amino asit kaybına neden olan bir proteinin yetersiz biyolojik değere sahip olduğu kabul edilir. Protein ve amino asitler köpekler tarafından aynı zamanda glikoz ve enerji üretmek için kullanılırlar. Toplam enerji (mama) alımı sınırlıysa, enerji kaynağı olarak amino asit kullanımı protein sentezinden önce gelecektir. Aşırı miktarda enerji ve protein yendiğinde, amino asitlerin içerdiği nitrojen idrarla giderilirken fazla amino asitler glikoz, glikojen ve yağ üretmek için kullanılacaktır. Köpeklerdeki protein eksikliği azalan mama alımı, yetersiz büyüme, kilo kaybı, kas yıpranması, düşük süt üretimi, sert ve mat tüyler, kan proteinlerinin azalması ve sonunda ölüme neden olur. Bu belirtiler spesifik olmasa da çoğu şiddetli kalori kısıtlamasına veya tek bir temel amino asidin yetersizliğine neden olurlar. Köpeklerdeki ayrı amino asit eksikliği belirtisinin spesifik belirtileri yeterince belgelenmemiştir. Aksine köpeklerde belirli hastalık durumlarında (örn., böbrek hastalığı) dahil aşırı besinsel proteinlerin rolü tartışmalıdır. KARBONHİDRATLAR Şeker, nişasta ve besinsel lifler bu besin sınıfını oluştururlar. Şekerler ve nişastalar ince bağırsakta sindirilirler ve glikoz ve früktoz gibi sindirim ürünleri başlıca enerji kaynakları olarak kullanılır. Besinsel lifler tipik olarak bitkilerin hücre duvarlarını ve bağırsaktan geçişleri sırasında sindirilmeyen çoğu kısım için oluştururlar. ŞEKERLER VE NİŞASTALAR Şekerler ve nişastalar genellikle sindirilebilir karbonhidratlar olarak bilinirler. Sindirimleri ve metabolizmaları, enerji için ve yağ ve zorunlu olmayan amino asitlerin sentezi için kullanılan glikoz oluşmasına neden olur. Emzirme sırasında, laktoz (süt şekeri) sentezi için glikoz gereklidir. Ancak glikoz yapmak için proteindeki amino asitler ve yağda bulunan gliserol kullanılabileceği için köpek besininde şekerler ve nişastalar tam olarak gerekmez. Sindirilebilir karbonhidrat eksikliği olan besinler, normal protein ve glikoz sentezi sağlamak için yeterli protein içermelidirler.Bu özellikle büyüyen fetusun glikoz ihtiyaçlarını karşılamak ve süt amaçlı laktoz sentezi için karbonhidrat gerektiren hamile ve emziren dişi köpeklerde doğrudur. Nişastalar, protein veya yağdan daha pahalı enerji kaynağı oldukları için sindirilebilir karbonhidratlar besleyici bir miktarı veya piyasada satılan köpek mamalarının çoğunluğunu oluştururlar. Tamamen protein ve yağ içeren besine (yani, kızak çeken köpeklerin besini) küçük miktarlarda (%5) sindirilebilir karbonhidratların eklenmesi, çoğu kez söz konusu besine ilgili ishali minimuma indirecektir. Köpekte, çiğ nişastalar daha az kullanılırken pişmiş nişastaların (jelleştirilmiş nişasta) sindirilebilirliği yüksektir. Yenilen miktarın aşırı olmaması veya besinin ani şekilde verilmemesi şartıyla sağlıklı köpekler sakarozu (sofra şekeri) etkili şekilde sindirebilirler. Sütten kesilen ve yetişkin köpekler tarafından laktoz özellikle aniden yüksek miktarlarda verildiğinde iyi karşılanmaz. Her iki şekerin de küçük miktarları (besinin %5’i) çoğu köpek tarafından iyi karşılanır. Sakaroz ve tüm tatlı maddeler, köpeklere yönelik mamaların lezzetini arttıracaktır. BESİNSEL LİFLER Besinsel lifler (pektin, reçine, hemiselüloz, selüloz, linyin), mamanın bağırsak sisteminden geçişini düzenlemede yararlı olabilmelerine rağmen köpek maması için zorunlu kabul edilmezler. Genellikle, besinsel lifler bazı besin maddelerinin emilimini engellerler, normalde kalın bağırsakta bulunan bakteri yapısını değiştirirler ve dışkı hacmini arttırırlar. Ancak bu etkilerin çoğu köpeklerde henüz tamamen belgelendirilmemiştir. Besinsel lifler, çözünür lifler (meyvelerde, yulaf kepeğinde ve psilyumda [çoğu ticari dışkı yumuşatıcıların ana bileşeni] ve çözünmeyen lifler (selüloz, buğday kepeği) olarak sınıflandırılmışlardır. Suyu çekerek jel oluşturan çözünür lifler, kalın bağırsakta yüksek derecede fermante edilebilirler (bakteriler tarafından sindirilebilirler) ve insanlarda midenin boşaltılmasını yavaşlattıkları ve kolesterol emilimini engelledikleri gösterilmiştir. Çözünmez lifler, iyi şişkinlik oluşturan maddelerdir ve kalın bağırsakta yetersiz fermante edilirler. Genellikle piyasada satılan köpek mamalarına, açlığı arttırmadan kalori alımını azaltmak amacıyla kalori yoğunluklarını azaltmak için çözünmeyen lifler eklenir. YAĞ Besinsel yağ, yüksek konsantrasyonlu kaynağın veya enerjinin ürünüdür. Yağ, 2.25 kat enerji kadar protein ve karbonhidrat sağlar ve vücuda esansiyel yağ asitleri sağlar. Ayrıca yağda çözünen vitaminleri (A, D, E ve K vitaminleri) taşıyıcı işlev görür ve lezzetini ve niteliğini etkilemesiyle mamanın kabul edilebilirliğinde önemli bir etkendir. İnsanlarda, mide boşalmasını yavaşlattığı ve doygunluk hissini uzattığı (iştah bastırma) için yağlı yemekler daha doyurucudur. Köpekler, yüksek seviyeli besinsel yağı sindirebilirler ve emebilirler. Yağ, yüksek enerji gereksinimleri olan köpeklerin (örn., yavru köpekler, emziren dişi köpekler ve çalışan köpekler) besinlerindeki en önemli enerji kaynağını oluşturur. Sindirim sisteminin adapte olmasını sağlamak için düşük oranda yağ içeren besinden yüksek oranda yağ içeren besine doğru kademeli olarak geçiş yapılmalıdır. Aşırı enerji alımından ve obeziteden kaçınmak için korumadaki yetişkin köpeklerde yüksek oranda yağ içeren besinlerin alınması kısıtlanmalıdır. Besinsel yağ trigliserit (gliserola bağlı yağlı asitler içeren bileşimler), fosfolipid (fosfor içeren yağlar) ve kolesterolden oluşur. İki yağ arasındaki farklılıklar genellikle farklı yağ asidi bileşimlerinin sonucudur. Yağ asitleri, karbon atomlarının tek veya çift bağ ile bağlandıkları karbon ve hidrojen atomu zincirleridir. Doymamış yağ asitleri hiç (tekli-doymamış) veya daha fazla (çoklu-doymamış) çift bağlara sahipken doymuş yağ asitleri çift bağa sahip değildirler. Besinsel yağ veya kolesterol, sağlıklı köpeklerde kalp hastalığına neden olmaz. ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ Besinsel yağ için kanıtlanabilir tek ihtiyaç, esansiyel yağ asitlerinin kaynağı ve yağda çözünen vitaminlerin taşıyıcısı olmasıdır. Esansiyel yağ asitleri (linoleik asit ve arakidonik asit), hücre membranlarında yapısal işlevlere sahip olan ve prostoglandinler (alerjik reaksiyonlar, yumuşak kasların kasılması, kan damarlarının genişlemesi, kan pıhtılaşması ve diğerleri dahil bazı önemli fizyolojik süreçlerin düzenleyicileri) ve lökotrienler (alerjik ve inflamatuar reaksiyonların modülatörleri) için prekürsör işlevi görür. Linoleik asit, bitkisel yağda oldukça çoktur; köpekler (ancak kediler değil), linoleik asidi arakidonik aside dönüştürebilirler. Arakidonik asit yalnızca hayvansal ürünlerde bulunur. Esansiyel yağ asidindeki bir eksiklik genel sağlık durumunun zayıflamasına ve kalın, mat, kuru tüylere neden olur. Deri çoğu zaman kalınlaşır ve aşırı pullanma ve kepek oluşur. Yetişkin köpekler yetersiz derecede ürerken yavru köpeklerde büyüme yetersizdir. Piyasada satılan köpek mamasındaki bir eksiklik zayıf formülasyon veya elverişsiz veya uzun süreli depolamadan kaynaklanabilir. Bu yağ asitlerinin terminal ucundan itibaren altıncı ve yedinci karbonlar arasında bir çift bağ bulunmasından dolayı linoleik ve arakidonik asitler yağ asitlerinin n-6 (veya omega-6) familyasına aittirler. Balık yağı (linoleik asit, eicosapentaenoic asit), n-3 familyasına (üçüncü ve dördüncü karbonlar arasındaki çift bağ) aittir. Köpeklerin, n-3 familyasına ait yağ asitlerine gereksinim duyup duymadıkları bilinmemektedir. İnsanlarda, n-3 yağ asitlerinin alınması bazı deri ve eklem hastalıklarındaki klinik gelişimlerle ilişkilendirilmiştir. Köpeklerin n-3 yağ asitlerinden yararlı şekilde etkilenip etkilenmedikleri henüz saptanmamıştır. MİNERALLER Köpek besininde gerekli mineraller hakkındaki bilgimiz sınırlıdır. Kalsiyum, fosfor, potasyum, sodyum, magnezyum, demir, bakır, çinko ve iyot gereksinimi ispatlanmıştır. Ayrıca klorür ve selenyum gereksinimi de önemle belirtilir. Diğer hayvan cinsleri için bulunan bilgilere dayanarak manganez, sülfür, kobalt, molibden, flor, krom, silikon, kalay, nikel ve vanadyum aynı zamanda köpekler için de gereklidir. Günümüzde piyasada satılan köpek mamalarına tüm bu minerallerin dahil edilmesi genel uygulamadır. Köpek maması formülünde kullanılması gereken mineral konsantrasyonlarını tayin etmek için sınırlı veri bulunmaktadır. Yapılan öneriler köpeklerle ilgili çalışmalara, başka cinslerin gereksinimlerinden ulaşılan tahminlere ve uygun performansa yol açmış besin deneyimlerine dayanır. Mineral gereksinimlerinin tayini ayrıca besinsel mineraller (örn., kalsiyumun çinko emilimiyle etkileşimi) arasındaki etkileşmeler ve minerallerin biyolojik elverişliliği hakkındaki az bilgi (örn., çinko oksit formundaki çinko yetersiz olarak emilir) ile güçleştirilmiştir. Son olarak, cinsler arasındaki farklılıkların yanı sıra hamilelik, emzirme, bakım ve çalışma için mineral gereksinimleri iyi tanımlanmamıştır. Mineraller, kemik ve dişlerin başlıca yapıtaşlarıdır ve vücudun asit bazının, elektrolit ve sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olurlar. İntraselüler sinyal işlevi görürler ve bırakılmaları art arda kimyasal reaksiyonlara neden olur. Besinde çok küçük miktarlarda gerekli olan mineraller, eser elementler olarak bilinirler. Bunlar çinko, demir, bakır, manganez, kobalt ve iyodu içerir. Eser elementleri enzimlerin, hormonların ve birçok başka bileşimin temel bileşenleri olarak işlev görürler. Genel bir kural olarak, piyasada satılan mineral takviyelerinden kaçınılmalıdır. Mevcut mamalar bilinen tüm gereksinimleri zaten karşılamaktadır ve eklenen herhangi bir mineral besinde önceden bulunan minerallerin emilimi ile etkileşebilir. Bazı ev yapımı mamalar için mineral takviyesi gerekebilir. KALSİYUM VE FOSFOR Kalsiyum ve fosfor, kemiklerdeki ve dişlerdeki temel minerallerdir. Kalsiyum aynı zamanda kan pıhtılaşması ve sinir sinyalleri gönderilmesinde gereklidir. Birçok enzim sisteminin harekete geçmesi veya durması, enerji üretimi ve aktarımı için ve birçok başka metabolik süreç için gereklidir. Kalsiyum ve fosforla ilgili yaygın bir mineral dengesizliği, kemik tozu gibi bir kalsiyum kaynağıyla takviye edilmeyen tamamen etten oluşan mama veya ev yapımı mamayla beslenmeden kaynaklanır. Bunun sonucu olarak vücut, kan kalsiyumu seviyelerini korumak için iskeletten kalsiyumu alır, kemiklerin deformasyonuna ve son derece kolay kırılmalarına neden olur. Kalsiyum eksiklikleri aynı zamanda tetaniye (kriz benzeri titremeler) yol açabilir. Köpeklerin bilinen mamalardan veya piyasada satılan köpek mamalarından beslenmesi sonucu bir fosfor eksikliği bildirilmemiştir. Büyüme sırasında aşırı kalsiyum alımı iskelet anormalliklerine yol açabilirken, kısıtlı böbrek dokusu işlevine sahip olan köpeklerde aşırı besin fosforunun böbrek hasarını arttırdığı gösterilmiştir POTASYUM Potasyum, yüksek konsantrasyonlu vücut hücrelerinde bulunur ve sıvı dengesi ile düzgün sinir ve kas işlevi için gereklidir. Eksikliği kas zayıflamasına, yetersiz büyümeye, düzensiz kalp atışına ve böbrek lezyonlarına neden olur. Hayvansal doku daha yüksek derecede potasyum içerir; bu nedenle daha yüksek hayvansal dokulu (protein) besinler yeterli ölçüde potasyum içermelidir. SODYUM VE KLORÜR Sodyum ve klorür, yüksek konsantrasyonlu dış vücut hücrelerinde bulunurlar; bunlar, ekstra selüler sıvılardır. Vücut sıvısını ve elektrolit dengelerini korumaya yardımcı olurlar. Lezzeti arttırmak için köpek mamasına genellikle bilinen sofra tuzu (sodyum klorür) eklenir ve normal bir besin bu iki mineralden herhangi birinde yetersiz olmayacaktır. Eksiklik olduğunda görülen belirtiler halsizlik, yetersiz büyüme, susuzluk, tüy dökülmesi ve kurumuş deriyi içerir.
MAGNEZYUM Magnezyum kemikte bulunur ve düzgün kalp, kas ve sinir çalışması için önemlidir. Aynı zamanda hücreler içindeki enerji üretiminden ve aktarımından sorumlu enzimatik reaksiyonlarda gereklidir. Eksiklik belirtileri kas zayıflığı ve ağır vakalarda havale, inapetans, yetersiz büyüme ve aorta (kalbin sol odacığından çıkan büyük damar, atardamar sistemiyle vücuda kan pompalar) duvarında kalsiyum birikmesini içerir. DEMİR Demir, hemoglobin (dokulara oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerindeki kırmızı pigment) ve vücuda oksijen taşınması, kullanılması ve depolanması ile ilgili bir çok başka molekülün temel bileşenidir. Demir eksikliği, halsizliğe ve yorgunluğa yol açan anemiyle (azalan kırmızı kan hücresi sayısı) ilgilidir. Aşırı demir miktarı, inapetans ve kilo kaybına neden olur. BAKIR Bakır, bir çok enzimin yapıtaşıdır. Bu enzimlerden biri tüy ve deri pigmentasyonundan ve bir diğeri kemik oluşumundan sorumludur. Bakır aynı zamanda demirin emilmesi ve taşınmasında gereklidir. Aşırı bakır miktarı, karaciğer hasarının yanı sıra anemiye de neden olurken, eksikliği anemiye, tüy pigmentasyonu kaybına ve kemik anormalliklerine yol açacaktır. Bedlington Terrier ve West Highland White Terrier gibi cinslerde karaciğerin bakırı işlemesi açısından eksiklik bulunmaktadır ve bu elementten yalnızca düşük veya orta miktarda içeren mamalarla beslenmelidirler. MANGANEZ Köpeklerin belirli manganez gereksinimleri hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Başka türlerde, üreme ve düzgün kemik oluşumu için manganez önemlidir. İYOT İyodun kabul edilen tek işlevi, tiroit hormonlarının sentezindedir. Tiroit hormonları, vücudun genel metabolizma hızını düzenler ve beynin gelişmesi için önemlidirler. İyot eksikliği, guatr (büyüyen tirpit bezi), tüy dökülmesi, iskelet bozukluğu ve hissizliğe neden olur. SELENYUM Selenyumun en bilinen işlevi, normal metabolik süreçlerin yan ürünlerinin yol açtığı hasara karşı hücreleri korumak için önemli bir enzim olan glutasyon peroksidazın yapıtaşı olmasıdır. Bu işlevde selenyum, E vitaminiyle birlikte hareket eder. Selenyum ve E vitamini eksikliği kas zayıflığı, kas ve kalp hasarı, inapetans ve ölüme yol açar. Pratik bir temelde, bu mineral köpek mamasının içersinde geniş bir dağılıma sahip olduğu için piyasada satılan mamaları tüketen köpeklerde selenyum eksikliği bulunmaz. DİĞER ESER ELEMENTLERİ Başka hayvan türlerinde çok az konsantrasyonlarda kobalt, molibden, krom, silikon, kalay, nikel ve vanadyum gereklidir. Köpekler için gereksinimler henüz belirlenmemiştir. Ancak, piyasada satılan köpek mamalarında kullanılan doğal içeriklerde bu minerallerin miktarı diğer memeli türlerinin bilinen gereksinimlerini karşılamaktadır. VİTAMİNLER Köpekler, günlük ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yeterli miktarları üretemedikleri için çok az miktarda vitamin gereklidir. Vitaminler, yağda çözünen vitaminler (A, D, E, K vitaminleri) veya suda çözünen vitaminler (B, C vitamini) olmak üzere sınıflandırılırlar. Birçok vitamin (özellikle A, E, C vitamini ve B vitamini kompleksi [B1 vitamini]) ışık, ısı, nem, yağ bozulması veya diğer minerallerle birleşme yoluyla kolayca tüketilir. Gıda işleme, uzun süreli depolama ve yetersiz depolama koşulları (nem, ısı), mamanın vitamin içeriğini büyük ölçüde etkileyecektir. Evcil hayvan mamaları, işleme sırasında vitamin kaybını dengelemek üzere formüle edilirler. Bu nedenle, belirtilen son kullanma tarihinden önce piyasada satılan köpek mamalarını tüketen sağlıklı köpeklerde vitamin takviyesi gerekli değildir. Ancak, bazı ev yapımı mamalarla ve belirli hastalık durumlarında (böbrek, karaciğer ve bağırsak hastalıklarında) takviye gerekebilir. YAĞDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER Yağda çözünen vitaminlerin emilimi, mamada orta miktarda bulunmasıyla kolaylaştırılır ve normal yağ emilimini önleyen koşullarla (örn., pankreas, karaciğer veya bağırsak bozuklukları) engellenir. Yağda çözünen vitaminler vücutta depolanır. Bu, suda çözünen vitaminlerle kıyaslandığında eksikliklerin ortaya çıkmasının neden daha uzun sürdüğünü ve aşırılıkların zehirlenmeye neden daha hızlı yol açtığını açıklar. (Retinol) A Vitamini normal görme, büyüme, üreme ve deri ve mukus membranlarının üstünü kaplayan hücrelerin olgunlaşması için gereklidir. Eksikliği yavaş büyüme, gece körlüğü, kilo kaybı, enfeksiyona karşı hassasiyetin artması, göz enfeksiyonları, deri lezyonları, tümör ve kafatası anormalliklerine neden olur. Aşırı miktarda A Vitamini alınması (örn., günlük gereksinimin 100 katı) kilodan kaynaklanan uyuşukluğa, inapetansa ve kemik anormalliklerine neden olur. Hamilelik sırasında aşırı A vitamini verilirse, yavru köpeklerde yarık damağa neden olabilir. Karaciğer çok iyi bir A vitamini kaynağıdır, bu nedenle köpeklerin ana bileşeni karaciğer olan mamayla beslenmesi A vitamini zehirlenmesine yol açabilir. D Vitamini D vitamini, kemik oluşumu ve kan kalsiyum konsantrasyonunun korunması amacıyla kalsiyum ve fosfor metabolizmasında gerekir. D vitamini eksikliği, yavru köpeklerde kemik bozukluklarına (raşitizm) neden olur. D vitamini tüm vitaminler içinde en zehirli olanıdır; günlük gereksinimin 10 katı kadar doz aşımı, kan kalsiyum seviyesini yükseltecek ve kan damarları, böbrek ve kalpte kalsiyum birikmesine neden olacaktır. Geri dönüşümü olmayan böbrek hasarı, D vitamini zehirlenmesinin bilinen bir sonucudur. Köpeklerin, diğer memelilerden farklı olarak, güneş ışığına maruz kalmanın sonucu olarak D vitamini sentezleyemedikleri ve bu nedenle mamalarında D vitamini gerektiği ortaya çıkmaktadır. E Vitamini (Alfa-tokoferol) E vitamini, besindeki ve vücuttaki yağları yanmaya karşı koruyan bir antioksidandır. E vitamini, hücre membranlarının dayanıklılığını korumak için önemlidir ve bu işlevle selenyuma oldukça benzerdir. Besinde bulunan çoklu-doymamış yağ asitleri (bitkisel yağlar, balık yağları), E vitamini gereksinimlerini arttıracaktır. E vitamini eksikliği retinanın (gözün arkasındaki ışığa duyarlı hücre katmanı) bozulmasına, kas bozulması ve kas zayıflığına, inapetansa, depresyona ve ölüme neden olur. Genel olarak E vitamininin zehirli olduğu düşünülmez, ancak başka hayvan türlerinde kan pıhtılaşmasıyla ilgili bazı ters etkiler gözlemlenmiştir. K Vitamini K vitamini, kan pıhtılaşmasıyla ilgili çeşitli etkenlerin oluşumunu denetler. Kalın bağırsağın bakteri nüfusu tarafından yeterli miktar üretildiği için besinsel K vitamini kaynağı gerekli değildir. Ancak kronik bağırsak veya karaciğer hastalıklarında veya uzun süreli (4 haftadan uzun süreli) antibiyotik tedavisinde, K vitaminine sahip besin takviyesi belirtilebilir. K vitamini fazla miktarda alındığında zehirleme potansiyeli (anemi, kan anormallikleri) vardır. SUDA ÇÖZÜNEN VİTAMİNLER Suda çözünen vitaminler (B12 vitamini hariç) vücutta depolanmaz; bu nedenle eksiklik belirtileri yağda çözünen vitaminlerden daha hızlı şekilde ortaya çıkabilir. Tam tersine, bu vitaminler vücuttan hızlı şekilde çıkartıldıkları için zehirleme potansiyelleri düşüktür. B Vitaminleri B vitaminleri-tiamin (B1), riboflavin (B2), niasin, pantotenik asit, piridoksin (B6), folasin, kolin, biyotin ve siyanokobalamin (B12)-birçok hücre işlemini düzenleyen enzim sistemlerinin önemli yapıtaşlarıdır. Doğal B vitamini eksiklikleri çoğu zaman çoklu vitamin eksiklikleri olarak meydana gelirler. Klinik belirtiler genellikle iştah kaybı, bozulma (halsizlik, felç, uyuşukluk, aşırı heyecanlanma, şaşkınlık) ve anemiye neden olur. Bira mayası, buğday tohumu ve hayvansal ürünler iyi B vitamini kaynaklarıdır. Folasin ve biyotin, kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından sentezlendikleri için sağlıklı köpeklerin besinlerinde gerekli değildirler. Ancak, kronik bağırsak hastalığında veya uzun süreli antibiyotik tedavisinde takviye gerekebilir. Köpekler, piyasada satılan mamalarla ve normal sofra yemekleriyle beslendiklerinde floasin, riboflavin, pantotenik asit ve piridoksin eksikliklerinin ortaya çıkma olasılığı yoktur. Biyotin emilimi, avidin olarak adlandırılan çiğ yumurta aklarının yapıtaşı bir protein ile bozulur. Bu etki, yumurtaların tam olarak pişirilmesi ile önlenebilir. B12 vitamini eksikliği, tamamen vejetaryen mamayla beslenen ve bağırsak hastalığı veya pankreatit (pankreas iltihabı) olan köpeklerle ilgilidir. Tiamin ısıya oldukça duyarlıdır, bu nedenle mamanın ticari olarak işlenmesi sırasında eksiklik meydana gelebilir. Evcil hayvan maması endüstrisinde, işlenmeden önce ticari mamaların yüksek miktarlarda tiamin ile takviye edilmesi genel uygulamadır. Tiamin eksikliği, aynı anda çiğ balıkta bulunan gibi bir tiaminaz (tiamini parçalayan bir enzim) alınmasından da kaynaklanabilir. Ancak tiaminazlar ısıtılarak (yani, pişirilerek) etkisiz hale getirilebilirler. Köpeklerdeki başlıca tiamin eksikliği belirtileri, inapetans ve kas zayıflığıdır. Yağın karaciğerden taşınmasında ve sinir hücrelerinin uyarılmasında kolin önemli bir role sahiptir. Köpek, kolin üretmek için metiyonin (bir amino asit) kullanabilir. Kolin eksikliği (yetersiz büyüme, karaciğerde aşırı yağ birikmesi) normal mamayla beslenen köpeklerde görülmez. Vitamin C (Askorbik Asit) İnsanların aksine köpekler glikozdan C vitamini sentezleyebilirler ve bu nedenle bir besin kaynağına ihtiyaç duymazlar. C vitamini üretimi temel olarak karaciğerde görülür. C vitamini, birçok enzimin çalışmasında önemli bir role sahiptir. Dikkatli çalışmalar, bulaşıcı hastalıkların hafifletilmesinde veya önlenmesinde veya büyük ırk köpeklerde iskelete ilişkin büyümede C vitamininin yararlı bir etkisi hakkında kanıt bulamamıştır. Ancak C vitamini takviyesi hareketli, çalışan köpeklerde (kızak çeken köpekler) ve karaciğer hastalığı olan köpeklerde (hasar gören karaciğerde azalan C vitamini oluşumu) yararlıdır. Bir önceki yazımız olan Köpek Eğitimi Bırak Ver Komutu başlıklı makalemizde Bırakver, komut ve öğretmek hakkında bilgiler verilmektedir. -Yazı Hakkında KÖPEK BESLENME PROGRAMI 1 Köpek Satış Köpekler Hakkında Tüm Bilgiler üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'KÖPEK BESLENME PROGRAMI 1' isimli yazı admin tarafından gönderilmiş.
Bu yazı
Cumartesi, 17 Aralık 2011, 21:32 tarihinde
Köpek Saglıgı kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Sona gidip yorum yapabilirsiniz. Pingleme şimdilik kapalı.
henüz yorum yapılmamış
|
|

Favorilerinize ekleyin!


