|
|
|
Favorilerinize ekleyin!
Aradıgınızı Bulamadıysanız Bize Bildirin Buraya Tıklayın Sorunuzu Dile GetirinKopek Besleme Programı 3
Yazıyı Google da Ara
Yazı Hakkında Kopek Besleme Programı 3 Köpek Satış Köpekler Hakkında Tüm Bilgiler üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'Kopek Besleme Programı 3' isimli yazı admin tarafından gönderilmiş.
Besleme programının 3 cüsüyle sizlerle birlikteyiz. işte kopekburada.org Farkı… • OBEZİTE Beslenmenin köpeklerin sağlığı ve hastalıkları üzerindeki etkisi ile ilgili anlayışımız son on yıl içerisinde oldukça değişti. Beslenme ile ilgili eksikliklerden kaynaklanan hastalıklar artık düzgün şekilde tam ve dengeli piyasada satılan evcil hayvan mamaları ile beslenen köpeklerde görülmüyor. Ancak, beslenmeye bağlı hastalıklar ise halen mevcuttur, çünkü beslenmeye bağlı aşırılıklar ve dengesizlikler, eksiklikler kadar zarar verici olabilmektedir. Bu bölümde dengesiz rejimlerden, eksik ev yapımı mamalardan ve uygunsuz beslenme yöntemlerinden kaynaklanan hastalıklar anlatılacaktır. Aynı zamanda beslenme ile ilgili ancak sadece beslenme yüzünden meydana gelmeyen daha sık bozukluklar da işlenecektir. OBEZİTE Son bilgiler göstermektedir ki Amerika Birleşik Devletleri’ndeki evcil köpeklerin %25 ila 44’ü aşırı kiloludur, bu da obeziteyi köpeklerdeki en önemli beslenmeye ilişkin hastalık haline getirmektedir. Bir köpek, yaşı, cinsiyeti ve cinsine göre ideal olan kilosunun %20’sini aştığında obez olarak adlandırılmaktadır. Her ne kadar obezite kendiliğinden köpeğin ömrünü kısaltan bir unsur olmasa da yaşam kalitesini bozan belirli hastalıkların meydana gelmesindeki riski arttırmaktadır. Obezitenin; diyabet mellitus, enfeksiyon, kanser ve deri hastalıkları riskini arttırdığı gözlenmiştir. Aynı zamanda hipertansiyon (yüksek kan basıncı) ve ortopedik, nörolojik, kardiyak ve üreme bozukluklarının görülme olasılığını da yükseltmektedir. Bundan dolayı, bir köpeğin ideal ağırlığı genel sağlığı ve durumu üzerinde etkilidir. OBEZİTENİN NEDENLERİ Basit şekilde anlatıldığı üzere obezite, aşırı enerji alımı (çok fazla kalori) veya azalan enerji sarfiyatı (çok az egzersiz) veya her ikisinin kombinasyonundan kaynaklanabilmektedir. Enerji fazlalığı vücutta yağ olarak depolanmaktadır. Obezite bazen bu köpekler arasında gözlemlenen azalan fiziksel aktiviteden dolayı kısırlaştırılmış, dişi ve yaşlı köpeklerde görülebilmektedir. Obezitenin yüksek görülme sıklığına neden olan diğer beslenme ile ilgili faktörler içerisinde kalorilerin fazlaca tüketilmesini sağlayan oldukça lezzetli (örneğin çeşnili) piyasada satılan mamalar veya sofra yemekleri ve düşük yağlı besinlerden daha fazla kalori içeren tek ısırımlık oldukça yağlı besinler bulu Hipotiroidism (azalan tiroit bezi aktivitesi) gibi hormonal bozukluklar da vücudun bazal metabolik oranını ve dolayısıyla da enerji ihtiyaçlarını azaltarak obeziteyi desteklemektedir. Her ne kadar hipotiroidism köpeklerde çok sık görülse de obez köpeklerin pek çoğu hipotiroid değildir. OBEZİTENİN BELİRTİLERİ Obezite nöbetleri köpek sahipleri tarafından fark edilmeyebilir, özellikle de uzun tüylü köpeklerde. Köpeklerde “ideal” vücut ağırlığının belirlenmesi veya obezitenin ölçülmesi için objektif yöntemler kullanılamaz durumda, pahalı veya kanıtlanmamıştır. Bundan dolayı da hem köpek sahiplerinin hem de veterinerlerin köpeğin vücut durumunu belirlemek için daha sübjektif olan “bak ve hisset” tekniğini kullanması gerekmektedir. Bir köpek, eğer eller göğsün üzerinde iken kaburga kemikleri kolaylıkla hissedilebiliyorsa ideal kilosunda olarak değerlendirilebilir. Göğüs, mide (“bel”) ve kalçaların yukarıdan bakıldığında “kum saati” şeklinde olması gerekmektedir. Eğer derinin altındaki yağ katmanından doğru kaburga kemiklerinin hissedilmesi için basınç uygulanması gerekiyor ve “bel” yok ise, köpek obez olabilir. Obezitenin diğer işaretleri arasında şunlar bulunmaktadır: • Geniş yüz, boyun ve omuzlar Bu işaretlerin pek çoğunun nedeninin diğer koşullar veya hastalıklar (örneğin; hamilelik, kalp hastalıkları, hormonal dengesizlikler, v.s.) olabileceğinin unutulmaması çok önemlidir. Bundan dolayı da herhangi bir psikolojik anormallik olasılığına karşın obez köpeklerin bir veteriner tarafından kilo verme veya egzersiz programına başlamadan önce muayene edilmesi gerekmektedir. AĞIRLIK YÖNETİMİ Enerji Tüketiminin Arttırılması Belirli ilaç tedavileri enerji tüketimini arttırabilir. Adrenal bezi hormonu dihydroepiandrosterone (DHEA) köpeklerde denenmiştir, bazı başarılı sonuçlar rapor edilmiştir. Ne yazık ki, birkaç köpekte yan etkisi görülmüştür ve güvenliğini ve etkinliğini kanıtlayan başka çalışma yapılmadığından dolayı bu ilacın kullanımı önerilmemektedir. Tiroit hormonu değişimi terapisi genellikle enerji tüketimini arttırmakta ve kilo kaybı ile sonuçlanmaktadır. Ancak, hipotiroid teşhisi konan köpeklerde kullanılmalıdır; genel kullanımı sonucunda tiroit bezindeki baskı ve kardiyak bozukluklar görülebilir. 500 g yağın kaybedilmesi için vücudun ihtiyacı olanın yanında 3500 kalori daha harcanmalıdır. Bu kabaca 7 adet (425 g) konserve köpek mamasına veya on bardak kuru mamaya eşittir. Köpeklerin pek çoğu için düşük kalori alımı ile birlikte yapılan egzersizler tatmin edici kilo verme için yeterli olmaktadır. Kalori Alımının Azaltılması • Normal besinden daha az miktarda beslenme Normal besinden az miktarda verilmesinden dolayı öğünler arasında yalvarışlar veya sabırsızlanmalar meydana gelebilir. Bu davranışlar, daha sık fakat az miktarda verilmesi veya düşük değerli besinlerin verilmesi ile kontrol edilebilir. Düşük değerli besinler daha avantajlıdır, çünkü mamanın tamamının değeri düşük değildir, bu şekilde köpekler ve sahipleri öğünü tam olarak yenmiş gibi algılamaktadır. Aynı zamanda, yüksek lif içeriği de besinin sindirilmesi için harcanan enerjiyi düşürmektedir, bundan dolayı da emildiği kadar daha az kalori yenmektedir. Tadı hoş olmayan mamaların verilmesi de köpeklerde istemeyerek de olsa mama alımını azaltmalarına neden olmaktadır. Mama alımının yakından düzenlenmesine nazaran bu yöntem biraz daha az başarılıdır. “Açlık rejimleri” (toplam mama kesintisi) de köpeklerde hızlı kilo kaybının sağlanması için kullanılmaktadır. Kedilerden farklı olarak bu yaklaşımda köpekler belirgin metabolik dengesizlikler yaşamazlar. Açlık esnasında köpeğin metabolizması aşırı derecede etkin hale gelir. Köpek yeniden beslendiğinde ise bu metabolik verimlilik tekrar obez olma riskini arttıracaktır. Bundan dolayı ve insani nedenler için kilo vermede daha modern yaklaşımlar önerilmektedir. Hızlı kilo kaybının temel olduğu aşırı durumlarda aç bırakma dikkate alınabilir. Genel amaç köpeğin kalori alımını, tahmini ideal vücut ağırlığı için gerekenin %60-70’ine düşürülmesidir. Kilo kaybının istenenden daha hızlı veya yavaş olması halinde kalori alımı bu doğrultuda yeniden düzenlenmelidir. Kilonun değişmemesi halinde diğer kaynaklardan alınan besinler (komşular, çocuklar, v.s.) dikkate alınmalıdır. Yemek artıkları ve ikramlar obez köpeklerde istenmeyen kalorilere neden olmaktadır ve bunlar verilmemelidir. Hep köpek hem de sahibi açısından bu durumun cazip hale getirilmemesi için yemek hazırlanırken veya yemek yenirken “rejim yapan” köpekler mutfağa veya yemek odasına alınmamalıdır. Evcil hayvan sahiplerinin obez hayvanlarının atıştırmalarını engelleyememesi durumunda pirinçli kek veya ince havuç dilimleri gibi düşük kalorili alternatifler geleneksel mezelerin yerini alabilir. DİYARE Diyare (ishal), köpeklerde çok sık görülen bir hastalıktır. Nedeni parazitler, metabolik veya enfeksiyonlu hastalıklar, zehirlenmeler, diyet veya beslenme uygulamaları olabilir. Diyare olan köpeklerin veteriner tarafından muayene edilmesi gerekmektedir. Diyare nedeni olan parazitlerin, toksinlerin ve hastalığın ortadan kaldırılması ile köpek daha sağlıklı bir görünüme kavuşuyor ise beslenmeye bağlı faktörler pek dikkate alınmaz. Diyarenin beslenmeye bağlı en sık nedeni “beslenmeye ilişkin yanlışlıklardır”; yani çöp veya etraftaki atıklar, yemek artıkları veya besin olmayan maddeler ile köpeğin beslenmesi veya normal beslenme miktarından daha fazla yemesi demektir. Bu tür vakaların pek çoğu 1-2 günlük tedavi ile düzeltilebilmektedir. Daha ciddi vakalar ise bağırsakların rahatlatılmasını veya geçici mide rahatlatıcı rejimleri gerektirmektedir. Ani beslenme değişiklikleri veya uzun süren açlık sonrasında yeniden beslenme de diyareye neden olabilir. Beslenme değişikliklerinin her zaman için dereceli olarak yapılması gereklidir, böylelikle sindirici enzimler adapte edilebilir ve bağırsağın mikrobiyal nüfusunun bileşimindeki ani değişimler önlenebilir. 4 ila 7 gün süresince eski beslenme şekline yeni mamadan arttırarak ilave ederek beslenme en iyi şekilde değiştirilebilir.Daha sık ama az miktarlarda besleyerek sindirici enzimlerin ve bağırsak mikroorganizmaların yeni beslenme şeklini kolaylıkla adapte etmesi sağlanabilir. Aç kalan köpeklerin yeniden beslenmesinde sık öğünlerin yanında bağırsak rahatlatıcı diyet de gerekli olabilir. DENTAL HASTALIKLAR Vahşi köpekler genellikle sert (kemik) veya lifli yemekler yemektedir. Bu da çene ve dişler için doğal törpüleme eylemini sağlamakta, plak ve taş oluşumu ve ilgili diş hastalıkları azalmaktadır. Her ne kadar kemikler beslenmese de bu törpüleme eylemini destekleyen sert bisküviler, sakızlar veya besinler diş sağlığı için yararlı olabilir. Konserve ve yarı yaş besinler ile törpüleme eylemi gerçekleştirilemez ve bunlar şeker içeriğine bağlı olarak diş hastalıklarına neden olabilir. DERİ HASTALIKLARI (DERMATOZ) Pek çok besinsel eksikliklerin köpeklerde deri ve tüy bozukluklarına neden olduğu bilinmektedir. Ancak, temel yağlı asitler (EFE; örneğin, linoleik asit ve arakidonik asit) ve çinkodaki eksiklikler çok sık teşhis edilebilenlerdir. Daha nadir görülen nedenler ise protein, vitamin E, vitamin A, biyotin ve bakır eksiklikleridir. Besinsel eksikliklerin teşhis edilmesi çok zordur, çünkü farklı eksikliklerin benzeri klinik işaretleri olabilir ve belirli testlerin yapılması da kolay değildir. En sık görülen işaretler cansız, kuru, ince deri ve tüy kaybıdır. Deri genelde pul pul dökülür, yağlıdır ve bazen de burun ve patiler gibi bölgelerde kalınlaşmaktadır. Tüy renksizleşmesi (deri renginin solması), protein veya bakır eksikliklerinde görülmektedir. Derinin meydana geldiği normal mimari ve koruyucu fonksiyondan dolayı da bakteri enfeksiyonları daha sık görülebilmekte ve yoğun kaşınma gözlenebilmektedir. EFA EKSİKLİĞİ EFA eksikliği, düşük kalitede olan, uygunsuz şekilde saklanmış, ciddi şekilde yağ oranı kısıtlı olan veya vitamin E veya ethoxyguin gibi antioksidanlar ile yeterli yağ stabilizasyonu sağlayamayan bir mama ile beslenmesi halinde görülebilir. Daha yüksek kalitede veya daha yüksek yağ oranı olan bir mamaya geçilmesi halinde genelde birkaç hafta içerisinde şartlarda düzelme görülmektedir. ÇİNKO EKSİKLİĞİ Çinko eksikliği, düşük kaliteli veya jenerik mamalar veya aşırı derecede mineraller ile desteklenmiş mamalar ile beslenen köpeklerde görülmektedir ve Sibirya Kurtları, Alaska Malamute ve Bull Terrier cinsi köpeklerde rapor edilen özel bir problemdir. Besindeki aşırı miktarda phytates (bitkilerde bulunan bir inositol formu [şeker benzeri bir bileşken]) ve demir, bakır veya kalsiyum takviyesi durumunda çinko emilimi kesintiye uğrayabilir. Bu da beslenmede farklı besin maddelerinin dengede tutulmasının minimum gereksinimlerin karşılanması kadar önemli olduğuna ve ilave besinlerin neden gelişigüzel verilmemesi gerektiğine dair mükemmel bir örnektir. Çinko eksikliğinin besinsel eksiklik veya dengesizlikten kaynaklanıyor olması halinde beslenmedeki bir değişiklik ve kısa dönemli çinko takviyesi ile hızlı bir ilerleme sağlanacaktır. Belirli cinslere özgün olan çinko eksikliği ise daha ziyade çinko emilimi bozukluğudur ve veteriner gözetiminde ömür boyu çinko takviyesini gerekli kılabilir. A VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ A Vitamini eksikliği (veya fazlalığı) sonucunda deri anormal şekilde kalınlaşabilir. Köpek ve insanlardaki bazı deri hastalıkları A vitamini içeren maddeler ile tedaviye cevap vermektedir. Bu tepki genelde ilaç benzeri etkisi olan bu maddelerden kaynaklanmaktadır ve A vitaminin besinsel eksikliğinin bir kanıtı değildir. A vitamini aşırı dozda verilmesi halinde (aşağıya bakınız) oldukça zehirli olabilir ve sadece veterinerin önerisi üzerine evcil hayvanlara verilmelidir.
BİYOTİN EKSİKLİĞİ Biyotin eksikliği, avidin adı verilen biyotin emiliminin ısıya karşı duyarlı inhibitörünü içeren pişmemiş yumurta akının yüksek miktarda verilmesi sonucunda meydana gelmektedir. (Bu durum ve aynı zamanda Salmonella bakterisi ile yumurtadan kaynaklanan zehirlenme durumları ile karşılaşılmaması için köpek sahiplerinin köpeklerine yumurtaları pişirerek vermesi gerekmektedir.) Biyotin eksikliği, uygun şekilde saklanan, piyasadaki yüksek kaliteli köpek mamaları ile beslenen köpeklerde çok ender görülmektedir. Besine bağlı eksiklikten şüphe edilmesi halinde besin markası, besin profili ve takviye maddelerin bir listesi ve saklama prosedürleri gözden geçirilmelidir İSKELET İLE İLGİLİ HASTALIKLAR Belirli iskelet ile ilgili bozuklukların nedeni besinsel eksiklikler, aşırılıklar ve dengesizlikler olabilir. Piyasada satılan mamalar ile beslenmesi halinde besinsel eksiklikler çok nadirdir. Besinsel aşırılıklar ve dengesizlikler en sık görülen nedenlerdir, ancak mamaların yanında fazla miktarda et, vitamin ve mineral verilmesi halinde görülmektedir. Yetişkin köpeklerde beslenmeye bağlı iskelet hastalıkları genelde beslenme değişiklikleri ile tedavi edilmektedir. Büyüme çağındaki köpek yavrularında ise iskelete bağlı anormallikler sonucunda kalıcı bir arıza meydana gelebilir ve hem beslenmenin kontrol edilmesi hem de cerrahi müdahale gerekli olabilir. RAŞİTİZM VE OSTEOMALAZİ Raşitizm ve osteomalazi, D vitamini eksikliğinin bir sonucudur. Güneş ışığı ile vitamin D sentezlemesi yapamayan köpeklerin besinlerinde D vitaminine gereksinimleri bulunmaktadır. Genç köpeklerdeki D Vitamini eksikliği (raşitizm) sonucunda eklem yerlerinde genişleme, kemik kırılmaları, kavisli bacaklar ve anormal çene formasyonu ve diş bozuklukları meydana gelebilmektedir. Yetişkin köpeklerdeki eksiklik (osteomalazi) ise kemik ağrısı ve hassasiyeti ve ciddi vakalarda da kırılma ile karakterize edilmektedir. D vitamini pek çok mamada bol miktarda bulunmaktadır. Ancak eksiklikler düşük şekilde hazırlanmış ev yapımı mamalarda veya yüksek buğday içerikli besinlerden dolayı meydana gelebilmektedir. BESLENMEYE İLİŞKİN İKİNCİL HİPERPARATİROİD Beslenmeye ilişkin ikincil hiperparatiroid, kalsiyum eksikliğinin bir sonucudur, besindeki kalsiyumun fosfora olan oranındaki dengesizlik veya her ikisinin kombinasyonundan kaynaklanmaktadır. Paratiroid bezleri, kalsiyumu kemiklerden atan paratiroid hormonunun atılımını arttırarak düşük veya dengesiz kan kalsiyumu seviyelerini gidermektedir. Bunun sonucunda kemikte incelme ve D vitamini eksikliğine benzer klinik işaretler meydana gelmektedir. Ciddi vakalarda, kandaki kalsiyum seviyesinin çok düşmesi halinde tetani (titreme gibi nöbet) meydana gelebilir. Genelde beslenmeye ilişkin ikincil hiperparatiroid, yüksek miktarda et veya tamamen et içeren beslenme veya uygun olmayan ev yapımı mamalar ile beslenen hayvanlarda görülmektedir. Tam ve dengeli bir beslenme ile tedavi edilebilmektedir. Tıbbi müdahale gerektiren tetani haricinde kalsiyum takviyesine pek ihtiyaç duyulmamaktadır. GELİŞİM BOZUKLUKLARI İskelet yapısındaki gelişim bozuklukları içerisinde osteokondroz dissekans (OCD; eklem yerlerinde kemik dejenerasyonu), kalça displazisi, osteokondritis (yanlış kartilaj-kıkırdak büyümesi), servikal omur şekli bozukluğu, anguler eklem sakatlıkları ve tutulan kartilaş çekirdekleri bulunmaktadır. Söz konusu bozukluklar genelde hızla büyüyen büyük ve dev cinsteki köpeklerde görülmektedir. Besinsel, çevresel ve genetik faktörlerin hepsinin bu soruna katkısı vardır. Besinsel faktör aşırılıklardan biridir (fazla tüketim ve fazla takviye) ve genelde yaşamının ilk 6 ayında görülmektedir. C vitamini eksikliğinin bu bozukluklardan herhangi birine neden olup olmadığına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Fazla tüketim, düzenli bir besinin fazla verilmesi veya yüksek enerjili mama ile beslenmesi halinde görülmektedir. Bu besleme uygulamaları, normal kartilaj (kıkırdak) ve kemik gelişiminin ayak uyduramayacağı söz konusu hızlı büyümeye neden olmaktadır. Artan enerji alımını sağlamalarından dolayı yüksek proteinli besinler gelişmeye bağlı kemik bozukluklarında kullanılmaktadır, besindeki protein seviyesi hastalığa neden olan tek faktör değildir. Fazla miktarda protein, daha fazla kemik veya kas oluşturmaz; sadece daha fazla enerji yapar. Mamanın fazla tüketimi ve hızlı büyümenin de bundan dolayı büyük ve dev cinslerde önlenmesi gerekmektedir. Tutarlı ve uygun büyüme oranı için mama alımının sınırlandırılmalı veya daha düşük enerjili besinler verilmelidir. Mineral preparatların veya takviyelerinin tam ve dengeli bir beslenmeye ilave edilmesi halinde fazla takviye meydana gelmektedir. Yüksek besinsel kalsiyumun, belirli gelişime bağlı iskelet bozukluklarını arttırdığı görülmüştür. Aşırı miktarda besinsel kalsiyum, sindirim borusundan kana karışan kalsiyum emilimini arttırmaktadır. Buna karşılık tiroit bezi, paratiroid hormonunun aktivitelerini dengeleme görevi üstlenen kalsiyum düzenleyici hormon olan kalsitonini atmaktadır. Genç, büyüme çağındaki köpeklerdeki kalsitonin seviyesindeki artış da gelişen kemik ve kartilaj (kıkırdak) içerisine hızlı kalsiyum alımına neden olmaktadır, bundan dolayı da büyümede anormallikler meydana gelmektedir. Piyasada satılan köpek mamalarının pek çoğunun içerisinde yeterli miktarda kalsiyum ve fosfor bulunmaktadır; bundan dolayı da mineral takviyesine gerek bulunmamaktadır. Genel olarak piyasada satılan köpek mamaları ile beslenen ve kalsiyum veya mineral preparatları ile beslenen gelişim çağındaki köpeklere fazla takviyede bulunulmuş olunacaktır. Evcil hayvanlarının besinleri ile ilgili bilgi sahibi olan sahiplerin bilinçsiz şekilde vitamin veya mineral takviyesinde bulunmak yerine daha yüksek kaliteli mamalar ile hayvanlarını beslemeleri gerekmektedir. Bu alandaki yeni bir araştırma konusu ise gelişimsel iskelet bozuklukları ve besinsel anyon boşluğunun, besinde negatif ve pozitif olarak şarj edilen partiküllerin dengesi ile birleştirilmesi hususu üzerinde odaklanmaktadır. Bugüne kadar elde edilen sonuçlar bu ilişiği önermektedir, ancak anlamlı besinsel öneride bulunmak için henüz yeterli değildir. VİTAMİN ZEHİRLENMELERİ VE EKSİKLİKLERİ Vitamin zehirlenmeleri genelde piyasada satılan mamaların vitamin preparatları ile takviye edilmesi halinde meydana gelmektedir. A ve D Vitamini zehirlenmeleri en çok görülenlerdir, çünkü bu vitaminler yağda çözülebilmekte ve vücutta depolanabilmektedir. Aşırı miktarda verilmesi halinde normal eliminasyon yolları ezilir ve toksit sonuçlar meydana gelir. Suda çözünür vitamin zehirlenmeleri meydana gelebilir, ancak vitaminler megadoz olarak verilmedikçe bu çok nadirdir. Eksiklikler genelde en çok yetersiz şekilde formüle edilmiş veya hazırlanmış ev mamaları ile beslenen köpeklerde görülmektedir. A VİTAMİNİ ZEHİRLENMESİ A Vitamin zehirlenmesi, yüksek miktarda karaciğer, morina balığı ciğerinin yağı veya A vitamini takviyesinin beslenmeye ilavesi halinde görülebilir. Sık olarak D vitamini zehirlenmesi ile birlikte görülmektedir, çünkü pek çok besin içerisinde her iki vitamin de bulunmaktadır. A vitamini zehirlenmesinin erken klinik bulguları arasında iştahsızlık, letarji, kilo kaybı, deride hassasiyet ve kemik ve eklem ağrısı bulunmaktadır. Kronik zehirlenmelerde gözlerde şişkinlik, kemik bozuklukları, deride kalınlaşma ve kan damarlarında dejeneratif değişiklikler meydana gelebilir. Hamilelik esnasında aşırı miktarda A vitamini verilmesi ceninin gelişiminde deformasyona neden olabilir. A vitamini zehirlenmesinin tedavisinde aşırı A vitamini alım kaynağı kesilmektedir. D VİTAMİNİ ZEHİRLENMESİ D Vitamini zehirlenmesi, besinsel kalsiyum alımında artış ve kandaki kalsiyum seviyelerinde artışa neden olmaktadır. Fazla gelen kalsiyum çeşitli organlarda ve yumuşak dokularda saklanmaktadır, vücudun düzenleyici mekanizmaları tarafından kandaki kalsiyum seviyeleri düşürülmeye çalışılmaktadır. Anormal kalsiyum kireçlenmesinin görüldüğü en sık alanlar içerisinde böbrekler, akciğerler ve gastrointestinal sistem bulunmaktadır. Uzun süreli kireçlenme sonucunda belirli organlarda bozulma veya böbrek taşı meydana gelmesi görülebilir. Erken klinik bulgular belirli değildir ve içerisinde iştahsızlık, letarji, halsizlik ve bazen diyare bulunmaktadır. Daha sonraki işaretleri ise genelde belirli organlarda işlev bozukluğu ile ilgilidir. D vitamini zehirlenmesi genelde aşırı D vitamini takviyesinden kaynaklanmaktadır. Ancak, kolkalsiferol (D vitamini öncüsü) içeren fare yemi yiyen köpeklerde ani ve şiddetli D vitamini zehirlenmesi görülmektedir. D vitamini zehirlenmesinde tedavi, aşırı D vitamini kaynağının kesilmesi, çeşitli ilaçlar ile kandaki kalsiyum seviyelerinin düşürülmesi ve belirgin organ işlev bozukluklarının yönetilmesi ile yapılmaktadır. Organda hasar meydana geldikten sonra prognoz korunmaktadır. B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ B12 Vitamini eksikliği, ciddi bağırsak ve pankreas hastalığı olan köpeklerde rapor edilmiştir. Kati vejetaryen rejimlerinde B12 vitamini eksiktir ve bundan dolayı da eksikliğin meydana gelmesinde potansiyeldir. Ancak, köpeklerin vejetaryen şekilde beslenmelerinden kaynaklanan B12 vitamini eksikliği bugüne kadar rapor edilmemiştir. Bunun sonucu olarak köpekte çok düşük B12 vitamini gereksinimi olabilir veya eksiklik potansiyelinin farkında olan sahipler tarafından vejetaryen rejimleri uygun şekilde takviye edilebilir. B12 vitamini eksikliği anemiye (düşük kırmızı kan hücresi sayımı) neden olmaktadır ve bu da B12 vitamini iğneleri ile tedavi edilmektedir. BESLENME İLE İLGİLİ HASTALIKLAR BESLENMEYE BAĞLI MÜSAMAHASIZLIK VE BESİN ALERJİLERİ Beslenmeye bağlı müsamahasızlık ve besin alerjileri, bağışıklık sisteminin besin içerisinde bulunan çeşitli maddelere karşı hassas hale gelmesi durumunda meydana gelmektedir. Genelde bağışıklık reaksiyonları beslenmenin protein bileşenine karşı yönlendirilmektedir. Ancak, diğer besin bileşenlerine (koruyucular, boya) karşı hassasiyetler de rapor edilmiştir. Klinik bulgular genelde gastrointestinal sistem veya deride bulunmaktadır. Tipik gastrointestinal işaretler içerisinde kusma, gaz oluşumu, midede rahatsızlık ve diyare bulunmaktadır. Deri rahatsızlıkları içerisinde de kızarma, tahriş olmuş deri ve ciddi kaşınma bulunmaktadır. Teşhis sonucunda genelde şüphe edilen besin çıkarılmakta ve iyileşmesi için hasta düzenli olarak takip edilmektedir. Bu da tekli protein ve nişasta kaynağı kullanan yeni bir beslenme ile yapılmaktadır. Söz konusu rejimlere genelde “hipoalerjik” rejimler adı verilmektedir. (Aslında bu yanlış bir isimdir, çünkü diğer rejimlerin alerji yaptığı gibi bir ifade içermektedir. “Hipoalerjik” rejimler basit anlamda yeni proteinler kullanan sınırlı içerikli rejimlerdir.) Bulgularda gözlemlenen iyileşme sonrasında hassasiyete neden olduğundan şüphe edilen besin, etkisinin onaylanması için yeniden verilir. Karşı koyan içerikler tespit edildikten sonra beslenmeden çıkarılmaktadır. Bu da köpeğin özel olarak formüle edilmiş veya ev yapımı mamalar ile beslenmesini gerekli kılmaktadır. GASTRİT DİLATASYON-VOLVÜLÜS PANKREATİT KARNİTİN KARDİYOMİYOPATİ Karnitin kardiyomiyopati, Boxer ve bazı büyük cins köpeklerde rapor edilmiştir. Karnitin, enerji (adenozin trifosfat) yapmak için kullanılan hücresel mitokondri (enerji üretiminden sorumlu vücut hücreleri içerisinde bulunan özel yapılar) içine yağlı asitleri taşıyan bir amino asittir. ATP seviyelerinin düşük olduğu durumlarda kalp etkin şekilde çalışmaz ve rahatlayamaz bu da kalp krizine neden olabilir. Köpek, karnitini karaciğerde sentez edebilir ve besinsel bir gereksinim açıklanmamıştır. Bundan dolayı da karnitin kardiyomiyopati gerçek bir besinsel eksiklik değildir, ancak kalıtımsal metabolik hasar olarak görünmektedir. Etkilenen köpeklerin kan ve/veya kalp kasındaki karnitin seviyeleri düşüktür, karnitini ememez, üretemez veya koruyamazlar. Karnitin takviyesi ile bu vakalarda kardiyak fonksiyon düzeltilebilir, ancak diğer nedenlerden kaynaklanan kardiyomiyopatiler bundan etkilenmeyecektir. Bir önceki yazımız olan Köpek Eğitimi Bırak Ver Komutu başlıklı makalemizde Bırakver, komut ve öğretmek hakkında bilgiler verilmektedir. -Yazı Hakkında Kopek Besleme Programı 3 Köpek Satış Köpekler Hakkında Tüm Bilgiler üzerinde şu anda okumakta olduğunuz 'Kopek Besleme Programı 3' isimli yazı admin tarafından gönderilmiş.
Bu yazı
Salı, 20 Aralık 2011, 23:29 tarihinde
Köpek Saglıgı kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Sona gidip yorum yapabilirsiniz. Pingleme şimdilik kapalı.
henüz yorum yapılmamış
|
|

Favorilerinize ekleyin!


